Birkaç hafta önce Dünya Ekonomik Forumu'nun (WEF) yeni bir raporunu okudum. İlaç araştırması ve geliştirme üzerine. Yaşam bilimleri alanında yapay zekanın yarattığı dönüşümü analiz ediyordu.
Birkaç kez durdum.
Çünkü anlattıkları ilaç sektörünün değil, her bilgi alanının hikayesiydi.
Raporun Tespiti
Yıllarca ilaç araştırmasında asıl sorun keşifti. Hangi molekül işe yarar? Bu soruyu yanıtlamak yıllar alıyordu.
Yapay zekâ bu dar boğazı kaldırdı. Artık çok daha fazla aktör çok daha hızlı hipotez üretebiliyor. Keşif demokratikleşti.
Ama rapor şunu söylüyor: dar boğaz ortadan kalkmadı, yer değiştirdi. Asıl zorluk artık keşiften sonrasında. Bir fikri gerçek dünyada işleyen, onaylanmış, uygulanmış, sürdürülebilir bir çözüme dönüştürmek. Ve bunu yapabilmek için hâlâ insan sağduyusuna, kararlılığına ve duyguların yönetimine ihtiyaç var.
Ben Bunu Kendi Alanımda Görüyorum
Hukuk ve uyuşmazlık çözümünde aynı dönüşüm hız kesmeden ilerliyor.
Bir zamanlar asıl emek içtihat taramaya, belge incelemesine, dosya analizine gidiyordu. Yapay zekâ bu adımları dramatik biçimde hızlandırdı. Daha fazla insan, daha hızlı analiz üretebiliyor.
Ama dar boğaz taşındı.
Taraflar arasında güven inşa etmek. Bir uyuşmazlığın gerçek nedenini, rakamların arkasındaki hikâyeyi görmek. Odadaki gerilimi yönetmek. Çözüme zemin hazırlamak. Bunlar yapay zekanın yapamadığı şeyler. Ve bunlar tam da arabuluculuğun, fasilitasyonun, iyi bir müzakerenin özü.
Hazır Olmayanlar Var
WEF raporunun LinkedIn paylaşımında dikkatimi çeken bir cümle vardı: 'Bu dönüşüm için hazır olmayan çok fazla insan ve kurum görüyorum. Yüksek kapasiteli bireyler de yüksek kapasiteli kurumlar da dahil.'
Bu cümleyi okuduğumda içimden şunu düşündüm: benim alanım için de tamamen geçerli.
Yapay zekanın hızlandırdığı her şeyin arkasında kalan dar boğaz, anlaşmanın tutmasını sağlamak için insani beceriler. Dinlemek. Güven vermek. Bağlam okumak. Yaratıcı çözüm üretmek. Anlaşmanın tutmasını sağlamak.
Bu becerilere yatırım yapmayı erteleyen, ya da yapay zekanın bunları da çözeceğini düşünen herkes o dar boğazda sıkışacak.
Dönüşüm Bir Tehdit Değil
Bu tablo beni endişelendirmiyor. Aksine.
Yapay zekâ rutin ve tekrarlayan olanı üstleniyor. Bu, insanın gerçekten insan olduğu alana daha fazla yer açıyor: ilişki, güven, sağduyu, bağlam.
Arabuluculuk tam da bu alanın ortasında duruyor. Yapay zekanın hızlandırdığı bir dünyada, insanın anlam ve çözüm üretme kapasitesi daha değerli hale geliyor, daha az değil.
Dar boğaz yer değiştirdi. Ve yeni dar boğaz tam da bizim alanımız.