Dünya yeniden şekilleniyor.
Tedarik zincirleri değişiyor, yeni ticaret koridorları oluşuyor, bölgesel ekonomik iş birlikleri güçleniyor ve sınır aşan ticari ilişkiler her zamankinden daha karmaşık hale geliyor. Küresel ölçekte yaşanan bu dönüşüm yalnızca ticaretin yönünü değil, uyuşmazlıkların niteliğini ve çözüm yöntemlerini de değiştiriyor.
Bugün şirketler, yatırımcılar ve devletler yalnızca hızlı karar veren değil; aynı zamanda güven veren, öngörülebilir ve uluslararası standartlarla uyumlu uyuşmazlık çözüm mekanizmalarına ihtiyaç duyuyor.
Bu nedenle son yıllarda tahkim, arabuluculuk ve hibrit çözüm yöntemleri, küresel ekonomik altyapının ayrılmaz bir parçası haline gelmiş durumda.
Türkiye de bu dönüşümün önemli merkezlerinden biri olabilecek özelliklere sahip.
Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’nın kesişim noktasında yer alan Türkiye; gelişmiş hukuk altyapısı, güçlü iş dünyası, deneyimli uygulayıcıları ve uluslararası bağlantılarıyla bölgesel bir uyuşmazlık çözüm merkezi olma potansiyelini taşıyor.
Özellikle son yıllarda Türkiye’de arabuluculuk alanında elde edilen uygulama deneyimi dikkat çekici bir birikim oluşturdu. Milyonlarca dosyada edinilen tecrübe, yalnızca ulusal ölçekte değil, uluslararası alanda da önemli bir bilgi ve uygulama kapasitesine işaret ediyor.
Bu noktada İstanbul Tahkim Merkezi’nin (ISTAC) rolü ayrı bir önem taşıyor.
ISTAC, kuruluşundan bu yana Türkiye’nin uluslararası tahkim ve alternatif uyuşmazlık çözümü alanındaki görünürlüğünü artırmak, güvenilir ve etkin bir çözüm merkezi oluşturmak amacıyla önemli çalışmalar yürütüyor. Özellikle son dönemde arabuluculuk ve Med-Arb alanındaki stratejik vizyonunu güçlendirmeye yönelik adımları, Türkiye’nin bölgesel bir uyuşmazlık çözüm merkezi olma hedefi açısından değerli bir gelişme niteliğinde.
Bu çerçevede, Nisan 2026’da ISTAC bünyesinde Uluslararası Arabuluculuk Komisyonu’nun kurulması önemli bir adımı temsil ediyor. Komisyonun amacı, ISTAC’ın arabuluculuk ve Med-Arb alanında uluslararası görünürlüğünü artırmak, farklı ülke uygulamaları arasında bilgi ve deneyim paylaşımını geliştirmek ve Türkiye’nin bu alandaki birikimini uluslararası diyalogla buluşturmak.
Komisyonun hukuk, akademi ve iş dünyasından üyelerden oluşan yapısı da bu yaklaşımı yansıtıyor. Eğitimler, atölye çalışmaları ve uluslararası iş birlikleri aracılığıyla farklı uygulamaların karşılaştırmalı biçimde değerlendirilmesi ve yeni ortak çalışma alanlarının geliştirilmesi hedefleniyor.
Küresel ekonominin yeni döneminde ülkelerin rekabet gücü yalnızca üretim kapasitesiyle değil, güven veren kurumsal altyapılarıyla da ölçülecek.
Uyuşmazlıkların etkin, hızlı ve sürdürülebilir biçimde çözülebildiği merkezler; yatırım çekme, ticari ilişkileri güçlendirme ve bölgesel iş birliği geliştirme açısından önemli avantajlar sağlayacak.
Türkiye’nin sahip olduğu deneyim, coğrafi konum ve insan kaynağı düşünüldüğünde, bu alanda söyleyeceği güçlü bir söz var.
Önemli olan, sahip olduğumuz bu birikimi uluslararası ölçekte görünür kılabilmek ve yeni dönemin ihtiyaçlarına uygun iş birliklerini geliştirebilmek.
Çünkü değişen dünyada uyuşmazlık çözümü artık yalnızca hukuk meselesi değil; aynı zamanda ekonomik güvenin, sürdürülebilir ticaretin ve uluslararası iş birliğinin stratejik bir unsuru haline geliyor.