Zamanın ruhunu es geçersek ya da erken yola çıkarsak yeterince anlaşılır olmaktan uzak mıyız?
“Yarının işini bugünden yapma” diyen Mark Twain’in, toplumun ahlaki durumunu, içindeki çelişkili ve çürümüş noktaları derinden gözlemleyerek muhteşem mizahi diliyle yarattığı eserleri Tom Sawyer ve Huckleberry Finn’i zamanın ruhuna uygun dönemde yayınlayarak Amerikan edebiyatının babası sıfatını kazanması ne kadar çarpıcıdır. Toplumun içinde birikip taşmaya hazırlanmış çelişkileri, çürümüşlükleri toplumla yüzleştirme zamanlaması, kitleleri temelden etkilemiştir.
Onun humourist kimliği, stratejik davranmaktan çok toplumu uyandırmaya yönelik dili, birçok edebiyatçıya yepyeni ufuklar açmış; Amerikan edebiyatının unutulmaz ve etkileyici eserlerinin ortaya çıkmasına öncülük etmiştir.
Adam Grant’in Orijinaller isimli kitabında çok ilgimi çeken bir bölümdü: Erteleme. Erteleme, gecikme, stratejik zamanlama… Orijinallikle mi ilgili, başarıyla mı ilgili? Bunların anlatıldığı ve karşılaştırıldığı bölümde bazen en orijinal insanların erteleyenlerden çıktığını, mutlaka öncü olmak gerekmediğini ama doğru zamanda doğru işi yapmanın önemli olduğunu, dolayısıyla ertelemenin zaman zaman bir avantaja dönüştüğünü çok güzel bir şekilde vurguluyor Adam Grant.
Bu nedenle çok düşündüm: Bugüne kadar neden daha görünür olmak, fikirlerimi, düşüncelerimi, yaptığım işlerle ilgili — belki dünyaya katkı sağlayacak çıkarımlarımı, bazen belki yanlış yaptığımız, doğru ilerlemediğimiz projeleri, dünyada insanların hangi konularla ilgilendiğini ve hiç ilgilenmediğini — kendi alanlarım üzerinden paylaşacağım bir web sitesini neden daha önce yapmadım ve erteledim diye… Çünkü bir yanıyla kendime baktığımda erteleme ustasıyım. Mutlaka kafamda her şeyin birbiriyle olan bağlantısını netleştirip bir yere bağladığımda daha verimli sonuçlar elde ettiğimi bunca yıl içinde çok deneyimlediğim için, insanların “erteleme” olarak gördüğü ama aslında uzun zaman alan, aralıklı düşünme dönemlerim oluyor. Onlar bazen benimle çalışanları, bazen ailemi, bazen de kendimi delirtiyor.
😊
Ancak günün sonunda görüyorum ki geçtiğimiz yıllar içinde zamanın ruhundan önce birçok atılımda bulunmuş, zamanın ruhunun öncesinde olduğu için tam anlaşılamamış ama anlayanlar tarafından takdir edilmiş işler yapan biri olarak ertelemenin, beklemenin ustası olmuşum. Elbette katkılar arttıkça “erteleme” olarak görünen konunun aslında bu puzzle’ın parçalarını oturtmakla ilgili olduğunu keşfedince bambaşka bir pencere açılıyor önümüze.
“Neden şimdi?” deyince… Neden şimdi? Artık belki de hepimizin çok yakından hissettiği, gördüğü, yaşadığı şeyler var: hızlı, bambaşka bir dünya; bambaşka bir çağın getirdiği yenilikler… Bu döneme hazırlık içinde insanların arasında yaşanan birçok farklı duyguya, düşünceye, yaratılan yeni ekonomik alanlardaki yeni uyuşmazlıklara veya yeni fırsatlara daha çok rastlıyoruz.
Hukuk platformunda, uyuşmazlık çözümünde de inanılmaz dönüşümler, değişimler var. Adeta orası da bir devrim sahası. Bütün bunları yaşarken, belki birikimlerin ve deneyimlerin, hatta şimdi hâlâ emek verip aldığımız eğitimlerin, katıldığımız uluslararası etkinliklerden süzülüp gelenlerin tamamen kişisel perspektifimle değerlendirilip aktarılmasının daha keyifli ve daha etkili olacağını — aslında etkiyi daha çok yaratacağını — gördüğüm için diyebiliriz…
Bir sosyal etki mi? Sosyal etkiyi nasıl ölçeriz? Burada anlattıklarımı nasıl ölçeklendiririz gibi bir yaklaşımım hiç yok.
Burası tamamen doğrudan sizlerle paylaşım yapacağımız organik bir platform.
Fikirler, öneriler, geribildirimler ve paylaşımlarla büyüsün.










