2025’in ilk sekiz ayını geride bırakırken, iş dünyasının uyuşmazlık risk haritası belki de hiç olmadığı kadar hızlı değişiyor. Jeopolitik gerilimler, teknolojik dönüşümün hızlanması, regülasyonlardaki dalgalanmalar ve değişen toplumsal beklentiler… Bunların her biri, şirketlerin karşı karşıya kaldığı risk profilini yeniden şekillendiriyor.
Baker McKenzie’nin Global Disputes Forecast 2025 raporu, yıl başında bize önemli ipuçları vermişti. Bugün sahada gördüklerim, bu öngörülerin çoğunu doğruluyor; bazı başlıklarda ise tahmin edilenden bile daha hızlı gelişmeler yaşandığını gösteriyor.
Siber Güvenlik: Teknik Sorun Olmaktan Çıkıp Stratejik Krize Dönüşen Alan
Siber güvenlik ve veri gizliliği artık sadece IT departmanının çözmesi gereken teknik meseleler değil; yönetim kurulu seviyesinde stratejik öncelik. Fidye yazılımlarından tedarik zinciri saldırılarına kadar genişleyen tehdit yüzeyi, regülatörlerin denetimlerini sıkılaştırıyor. Daha da önemlisi, yatırımcılar artık bu konuda somut güvence görmek istiyor.
Yapay Zekâ: İnovasyon ile Hukuki Risk Arasında İnce Bir Çizgi
Yapay zekâ (AI) ise çift taraflı bir kılıç. Doğru kullanıldığında verimlilik, inovasyon ve rekabet avantajı sağlıyor. Ancak veri gizliliği, fikri mülkiyet hakları ve etik konular, AI projelerinin hukuki riskini hızla artırıyor. Çoğu şirkette gördüğüm eksik, AI kullanımına dair net politikalar, kriz yönetim planları ve sözleşmesel korumaların hâlâ oluşturulmamış olması.
ESG: Regülasyonun Ötesinde, İtibarın Temeli
ESG alanındaki uyuşmazlıklar da tahminleri doğrular şekilde gündemde. Atık yönetimi, karbon vergisi ve greenwashing iddiaları… Konu sadece yasal uyumla sınırlı değil; yatırımcı güveni, tüketici algısı ve marka değeri artık ESG performansına doğrudan bağlı. Şirketlerin, ölçülebilir ve şeffaf ESG politikaları olmadan bu alandaki itibar riskini yönetmesi mümkün değil.
İstihdam Hukuku ve Vergi: Görmezden Gelinen Sessiz Riskler
İstihdam hukuku tarafında global ölçekte non-compete yasaklarının beklenen ölçekte hayata geçmediğini görüyoruz; ancak ücret şeffaflığı düzenlemeleri ve ayrımcılık davaları artış eğiliminde. Vergi uyuşmazlıklarında ise özellikle transfer fiyatlandırması ve küresel mobilite kaynaklı ihtilaflar şirketler için ciddi bir takip alanı oluşturuyor.
M&A Sonrası Uyuşmazlıklar: Büyüme ile Riskin Kesiştiği Nokta
Birleşme ve satın almalar stratejik büyüme fırsatları sunsa da, işlem sonrası anlaşmazlıklar — özellikle değerleme ve vergi teminatları — 2025’te belirgin şekilde arttı. Burada fark yaratan, işlem öncesinde yapılan derinlemesine hukuki ve finansal incelemeler ile sözleşmelere eklenen net uyuşmazlık çözüm mekanizmaları.
Uyuşmazlık Yönetimi Artık Kriz Anında Başlayan Bir Süreç Değil
Sahadan gördüğüm en net gerçek şu: Uyuşmazlık yönetimi, dava açıldığında başlayan bir refleks değil; kurumsal stratejinin merkezinde yaşayan, proaktif bir disiplin.
2025’in geri kalanında jeopolitik gelişmelerin ve regülasyon dalgalarının, bu risk haritasını yeniden dalgalandırması kaçınılmaz. Ancak hızlı reflekslere, çok disiplinli yaklaşıma ve önleyici politika setlerine sahip kurumlar, bu dalgalanmalarda sadece ayakta kalmayacak; fırsat yaratmayı da bilecek.










