Çocukken duyduğum bir masal vardı, yıllar geçse de etkisi hiç azalmadı: Ali Dede ve Tahta Çanak.
Ali Dede yaşlanmıştı. Gözleri iyi görmüyor, elleri titriyordu. Sofrada yemek yerken döküp saçıyor, istemeden çevresini kirletiyordu. Gelini ve oğlu bu durumdan hoşnut değildi. Gün geldi, Ali Dede’yi evin dışına, bir kulübeye yerleştirdiler. Tahta bir çanakla yemek veriyorlardı artık. Küçük torun Selim, anne ve babasının bu davranışına çok üzülmüş, günün birinde eline birkaç tahta alıp onlara şöyle demişti:
“Bunlarla size tahta çanak yapıyorum, bir gün siz de yaşlanınca lazım olur.”
Bu hikâyeyi ilk dinlediğimde bir çocuktum. O zaman gözümde canlanan sahne, yaşlı bir insanın kenara itilmesi değil, küçük bir çocuğun büyük bir adalet duygusuydu. Yıllar geçti, hukukçu oldum. Arabuluculukla tanıştım. Ama o masal, benim yaşlılarla kurduğum ilişkiyi hâlâ derinden şekillendiriyor.
Yaşlılar Uyuşmazlığın Tarafı Değil mi?
Birçok kişi yaşlı bireylerin hukuki uyuşmazlıkların dışında kaldığını düşünür. Oysa yaşlılar hem aile içi hem de mal paylaşımı, bakım, vesayet gibi konularda doğrudan ya da dolaylı olarak sıkça uyuşmazlıkların merkezinde yer alırlar. Ancak mesele yalnızca haklar ya da talepler değildir. Mesele, onların sürece nasıl dâhil olduklarıdır.
Kimi zaman kendi adlarına konuşamazlar. Kimi zaman temsille sınırlı kalırlar. Ve çoğu zaman, mesele onlar hakkında olsa da karar sürecinin tam anlamıyla parçası olamazlar. Tıpkı masaldaki Ali Dede gibi… Orada ama duyulmayan.
Yaşlı Arabuluculuğu Neden Farklı?
Yaşlı bireylerle yürütülen arabuluculuk süreçleri, yalnızca teknik bilgi değil, aynı zamanda derin bir insan bilgisi gerektirir. Çünkü bu süreçte konu, genellikle bir mülk değil; bir haysiyet meselesidir. Sesini duyurmak isteyen yaşlı bir bireyin aslında tek ihtiyacı olan şey, sürecin içine dahil edilebilmek, gerçek temsil ve gerçek saygı görmektir.
Bu nedenle yaşlı arabuluculuğu:
- Duygusal boyutları yüksek,
- Bilişsel farkındalık düzeyinin dikkatle izlenmesi gereken,
- Sıklıkla birden fazla kuşağın katıldığı,
- İletişim biçimlerinin özenle yönetildiği özel bir uzmanlık alanıdır.
Temsil mi? Katılım mı?
Arabuluculukta yaşlı bireyler çoğu zaman vekil, evlat, vasi ya da uzmanlar aracılığıyla temsil edilir. Ancak bu temsil her zaman onların gerçek niyetini ve ihtiyaçlarını yansıtmaz. Yaşlı bir insanın duruşu, göz teması, susuşu bile bazen en güçlü mesajdır. Onu gerçekten “duymak” için yalnızca hukuk bilgisi yetmez; aynı zamanda insan sıcaklığı gerekir.
Bazı ülkelerde uygulanan “elder advocate” gibi modeller, yaşlının yanında yer alacak bağımsız bir destek kişinin sürece katılmasını öngörüyor. Bu, temsilin ötesinde, katılım hakkını korumak anlamına gelir. Çünkü yaşlılık, karar verememek değil, bazen sadece biraz daha yavaş karar verebilmektir.
Bir Masal, Bir İlke
Ali Dede’nin hikâyesi, bizlere yalnızca yaşlılara nasıl davranmamız gerektiğini değil, aynı zamanda bugünkü arabuluculuk anlayışımızın merkezinde neyin yer alması gerektiğini de gösteriyor: İnsanlık.
Adalet, herkesin eşit sesle konuşabildiği yerde mümkündür. Yaşlılar için bu sesi duyurmak ise, yalnızca onların değil, hepimizin geleceğine duyduğumuz saygının bir göstergesidir.
Ve eğer bir gün hepimiz yaşlanacaksak, bu sürecin nasıl yönetileceğine dair söyleyecek sözümüz olmalı. Hem birey olarak hem de arabulucu olarak.










