Arabuluculuğun Kurumsallaşması ve Pakistan’dan Önemli Adım
Kısaca

Bir arabuluculuk merkezinin açılması tek başına büyük bir haber olmayabilir. Ancak o merkez ülkenin Yüksek Mahkemesi bünyesinde kuruluyorsa, gelişmeye biraz daha yakından bakmak gerekiyor.Pakistan Yüksek Mahkemesi, 18 Ağustos’ta ülkenin ilk Yüksek Mahkeme Mahkeme Bağlantılı Arabuluculuk Merkezi’ni…

Bir arabuluculuk merkezinin açılması tek başına büyük bir haber olmayabilir. Ancak o merkez ülkenin Yüksek Mahkemesi bünyesinde kuruluyorsa, gelişmeye biraz daha yakından bakmak gerekiyor.

Pakistan Yüksek Mahkemesi, 18 Ağustos’ta ülkenin ilk Yüksek Mahkeme Mahkeme Bağlantılı Arabuluculuk Merkezi’ni açtı.

Merkez, Avrupa Birliği tarafından finanse edilen Deliver Justice Project kapsamında UNDP iş birliğiyle kuruldu. Amaç, uygun uyuşmazlıkların mahkeme tarafından arabuluculuğa yönlendirilebildiği, yapılandırılmış ve mahkeme destekli bir sistem oluşturmak.

Bence gelişmenin önemli tarafı merkezin kendisinden çok, arabuluculuğun yargı sistemi içindeki konumunun değişmesi.

Arabuluculuk uzun süre birçok hukuk sisteminde yargılamanın dışında duran alternatif bir yöntem olarak görüldü. Mahkeme bağlantılı modellerde ise farklı bir yapı ortaya çıkıyor. Mahkeme ile arabuluculuk birbirine rakip iki seçenek olarak konumlanmıyor. Yargı sistemi, hangi uyuşmazlığın hükümle sonuçlanması, hangisinin tarafların kendi çözümünü üretmesine elverişli olduğuna ilişkin daha geniş bir süreç tasarımına sahip oluyor.

Pakistan’daki gelişmeyi ilginç kılan da bu.

Kurumsal Bir Arabuluculuk Sistemi Kurmak

Yeni merkezin işletilmesinde Legal Aid Society ve onun kurduğu Musaliha International Center for Arbitration & Dispute Resolution (MICADR) görev alıyor.

Yüksek Mahkeme ile Legal Aid Society arasında imzalanan protokole göre LAS, mahkemenin yönlendirdiği dosyaları yönetecek, vaka yönetim sistemleri ve standart çalışma prosedürleri geliştirecek; ayrıca 24 Yüksek Mahkeme görevlisi MICADR aracılığıyla IMI standartlarında arabuluculuk eğitimi alacak. Amaç, işleyen bir sistemin daha sonra Yüksek Mahkeme’ye devredilmesi.

Bu ayrıntılar önemli. Çünkü arabuluculuğun kurumsallaşması, mevzuata “arabuluculuk yapılabilir” hükmü eklemekle tamamlanmıyor.

Dosya nasıl yönlendirilecek?

Hangi uyuşmazlıklar arabuluculuğa uygun kabul edilecek?

Arabulucular hangi standartlara göre eğitilecek?

Mahkeme, arabulucu ve taraflar arasındaki süreç nasıl işleyecek?

Sonuçlar nasıl izlenecek?

Gizlilik nasıl korunacak?

Bir sistemin sürdürülebilir olup olmadığını bunların cevapları belirliyor.

Kurumsallaşma Eğitimden Başlıyor

Pakistan örneğinin başka bir boyutu da hukuk eğitimi.

Ülkenin 2025 tarihli yenilenmiş dört yıllık hukuk lisans programında Alternatif Uyuşmazlık Çözümü zorunlu alanlardan biri olarak yer alıyor. Pakistan Bar Council’ın Directorate of Legal Education birimi ile Legal Aid Society Mayıs 2026’da hukuk öğrencileri için ayrıca ADR sertifika programı gerçekleştirdi.

Böyle bakıldığında ortaya birbirine bağlı bir yapı çıkıyor:

Hukuk eğitimi, uygulayıcı eğitimi, mahkeme yönlendirmesi, kurumsal arabuluculuk ve Yüksek Mahkeme bünyesinde kurulan bir merkez.

Bence kurumsallaşma tam olarak burada başlıyor.

Bir yöntemin hukuk sistemindeki yerini belirleyen, kaç kez kullanıldığı kadar onu destekleyen kurumların, kuralların ve mesleki kapasitenin birlikte gelişmesi.

Mahkemeler ile Arabuluculuk Arasında Yeni Bir İlişki

Mahkeme bağlantılı arabuluculuk modellerinin önemi yalnızca dava yükünü azaltma potansiyelinden kaynaklanmıyor.

Daha temel bir soru var:

Her uyuşmazlığın sonunda mutlaka bir hükme mi ihtiyaç var?

Bazı uyuşmazlıklarda elbette var. Hukuki emsal yaratılması, kamusal bir meselenin karara bağlanması veya taraflardan birinin korunması gereken durumlarda yargısal karar vazgeçilmez.

Ancak tarafların ticari, ailevi veya kurumsal ilişkilerinin devam ettiği uyuşmazlıklarda ihtiyaç farklı olabilir. Burada mahkemenin görevi yalnızca nihai kararı veren kurum olmak yerine, uygun dosyanın uygun çözüm yöntemine ulaşmasını sağlayan bir sistemin parçası olarak da düşünülebilir.

Pakistan’daki gelişmenin bana düşündürdüğü esas konu bu.

Arabuluculuğun başarısını mahkemelerin alternatifi haline gelmesiyle ölçmek yerine, yargı sisteminin doğru uyuşmazlığı doğru sürece yönlendirme kapasitesiyle değerlendirmek daha anlamlı olabilir.

Bir ülkenin Yüksek Mahkemesi düzeyinde kurulan mahkeme bağlantılı arabuluculuk merkezi de bu nedenle yalnızca yeni bir merkez açılması olarak okunmamalı.

Asıl takip edilmesi gereken, bundan sonra kaç dosyanın yönlendirileceği veya kaçının anlaşmayla sonuçlanacağından önce, bu modelin Pakistan’da kalıcı ve güvenilir bir uyuşmazlık çözümü mekanizmasına dönüşüp dönüşmeyeceği.

Çünkü arabuluculuğun kurumsallaşması bir merkez açıldığı gün tamamlanmıyor.

O merkez hukuk sisteminin işleyen bir parçası haline geldiğinde başlıyor.

Kaynaklar

Pakistan Hükümeti, Yüksek Mahkeme Mahkeme Bağlantılı Arabuluculuk Merkezi açılış duyurusu, 18 Ağustos 2026.

UNDP Pakistan, Supreme Court of Pakistan inaugurates its first Court-Annexed Mediation Centre, 18 Ağustos 2026.

Legal Aid Society, Supreme Court Court-Annexed Mediation Centre iş birliği duyurusu.

Pakistan Bar Council, Directorate of Legal Education, ADR Certification Course for Law Students, 12 Mayıs 2026.

Yazar Hakkında
Ferda Canözer Paksoy

Ferda Canözer Paksoy, IMI akrediteli uluslararası arabulucu, yönetişim danışmanı ve ADRIstanbul'un Kurucu Ortağıdır. Birleşmiş Milletler Ombudsman Uluslararası Arabulucular Paneli ve ADGM Abu Dhabi Uluslararası Arabulucu Paneli üyesidir; yirmi yılı aşkın sürede kurumsal, ticari ve yatırım uyuşmazlıklarında 2.000'den fazla vakayı sonuca taşımıştır.

Tüm biyografiyi oku →