Prof. Dr. Çisil Sohodol, geçtiğimiz günlerde Dünya gazetesinde kaleme aldığı “İklim Krizinin Yeni Yüzü: Risk Ekonomisi” başlıklı yazısında çarpıcı bir tespit yapıyor: Avrupa'daki orman yangınları artık bir çevre haberi değil, yeni bir ekonomik düzenin habercisi. Yatırım kararları, ticaret politikaları ve uluslararası rekabet, iklim riskinin gölgesinde yeniden şekilleniyor. Sohodol'un vurguladığı gibi, geleceğin kazananı en güçlü ya da en büyük olan değil, belirsizliğe en iyi uyum sağlayabilen olacak.
Bu tespit doğru ve önemli. Ancak bir adım daha ileri götürülmeyi hak ediyor. Çünkü belirsizliğe uyum sağlama kapasitesi yalnızca altyapı, sigorta ya da finansman meselesi değil. Bir kurumun, bir şehrin ya da bir devletin riski gerçekten yönetebilmesi, o riskin gerçekleştiği anda ortaya çıkacak anlaşmazlıkları da yönetebilmesini gerektiriyor.
Risk Gerçekleştiğinde Ortaya Çıkan Şey: Uyuşmazlık
Sohodol'un anlattığı tablo, aslında bir uyuşmazlık üretim hattı. Su stresi yaşayan bir havzada faaliyet gösteren bir tesis ile o suyu paylaşan yerel topluluk arasında; tedarik zincirini yangın ya da kuraklık nedeniyle kesintiye uğrayan bir şirket ile sözleşme yükümlülüklerini yerine getiremeyen tedarikçisi arasında; afet senaryosuna hazırlıksız yakalanan bir belediye ile o belediyeden hizmet bekleyen vatandaşlar arasında, iklim riski gerçekleştiği anda anlaşmazlık da kaçınılmaz hâle geliyor. Risk ekonomisi, aynı zamanda bir uyuşmazlık ekonomisi.
Dirençlilik, Uyuşmazlığı Yönetme Kapasitesini de İçerir
Sohodol'un öne çıkardığı “dirençlilik” kavramı, kurumların sıcak hava dalgalarına, su stresine ya da afetlere ne kadar hazırlıklı olduğunu ölçüyor. Ama gerçek dirençlilik, bir adım daha öteye uzanmalı: risk gerçekleştiğinde taraflar arasında ortaya çıkacak anlaşmazlığın, ilişkiyi tümüyle koparmadan, hızlı ve adil biçimde çözülüp çözülemeyeceğine kadar. Yıllarca süren, iki tarafı da yıpratan ve nihayetinde kazan kaybet mantığıyla sonuçlanan bir dava süreci, tam da Sohodol'un tarif ettiği “hızlı toparlanma” kapasitesinin önündeki en büyük engellerden biri.
Bu nedenle arabuluculuk ve yapılandırılmış müzakere gibi alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, iklim riskiyle baş etmenin teknik bir eklentisi değil, doğrudan bir parçası olarak görülmeli. Bir şirketin tedarik sözleşmesine, bir belediyenin afet sonrası hizmet anlaşmalarına ya da bir yatırım projesinin paydaş mutabakatına baştan yerleştirilecek esnek uyuşmazlık çözüm mekanizmaları, tıpkı erken uyarı sistemleri gibi, riskin ekonomik hasarını sınırlayan bir araç.
Geleceğin Lideri, Belirsizliği de Anlaşmazlığı da Yönetebilen Olacak
Sohodol, geleceğin yöneticilerini riskleri önceden okuyabilen ve farklı disiplinleri aynı masada buluşturabilen kişiler olarak tanımlıyor. Bu tanıma bir unsur daha eklenmeli: farklı çıkarları aynı masada uzlaştırabilen kişiler. Çünkü iklim krizinin ortaya çıkardığı belirsizlik, yalnızca teknik ve finansal bir problem değil; aynı zamanda taraflar arasında sürekli yeniden müzakere edilmesi gereken bir ilişkiler ağı. Bu ağı yönetebilme becerisi, önümüzdeki dönemde rekabet avantajının en az teknoloji ve sermaye kadar belirleyici bir bileşeni olacak.
Kaynak
Çisil Sohodol, İklim Krizinin Yeni Yüzü: Risk Ekonomisi, Dünya Gazetesi, 1 Ağustos 2026.